Zina (Aldatma) Sebebiyle Boşanma Davası Nedir? 2026 Güncel Rehber: Şartları, İspat ve Tazminat
Zina, evlilik birliğinin temelini oluşturan sadakat yükümlülüğünün en ağır biçimde ihlal edilmesidir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 161. maddesi, eşlerden birinin zina etmesi hâlinde diğer eşe boşanma davası açma hakkı tanımaktadır. Zina sebebiyle boşanma, Türk hukukunda özel ve mutlak bir boşanma sebebi olup hâkimin zinayı tespit etmesi hâlinde boşanmaya karar vermesi zorunludur. Bu rehberde zina sebebiyle boşanma davasının şartlarını, hak düşürücü süreleri, ispat yöntemlerini, tazminat ve nafaka haklarını, velayet ve mal paylaşımı etkilerini 2026 güncel verileriyle kapsamlı şekilde ele alıyoruz.
1. Zina (Aldatma) Kavramı ve Hukuki Niteliği
Zina, evli bir kişinin eşi dışında karşı cinsten bir kimseyle cinsel ilişkide bulunmasıdır. Hukuki anlamda zinanın oluşması için cinsel birleşmenin gerçekleşmiş olması gerekir; öpüşme, sarılma veya duygusal yakınlık gibi davranışlar tek başına zina sayılmaz. Ancak bu tür davranışlar TMK md. 163 (haysiyetsiz hayat sürme) veya TMK md. 166 (evlilik birliğinin sarsılması) kapsamında boşanma sebebi teşkil edebilir.
Zina, Türk Medeni Kanunu'nda düzenlenen özel boşanma sebeplerinden biridir. Özel boşanma sebepleri kanunda tahdidi (sınırlı sayıda) olarak belirlenmiş olup TMK md. 161–166 arasında sıralanmıştır. Zinanın özel ve mutlak bir boşanma sebebi olması, hâkimin zinayı sabit gördüğünde boşanmaya karar vermek zorunda olduğu anlamına gelir. Hâkim, ortak hayatın yeniden kurulma ihtimalini değerlendiremez; zina ispatlandığında boşanma kararı verilir.
Sadakat Yükümlülüğünün Kapsamı
Eşlerin birbirlerine karşı sadakat gösterme yükümlülüğü TMK md. 185/III hükmünde düzenlenmiştir. Akıntürk'ün belirttiği üzere, sadakat yükümlülüğü evlilik birliğinin temel direklerinden birini oluşturur ve yalnızca cinsel sadakati değil, aynı zamanda duygusal ve sosyal sadakati de kapsamaktadır. Sadakat yükümlülüğü, boşanma kararı kesinleşinceye kadar devam eder; dolayısıyla boşanma davası sürerken gerçekleşen cinsel ilişki de zina teşkil eder.
2. Zinanın Ceza Hukuku Boyutu (Tarihsel Gelişim)
Eski Türk Ceza Kanunu'nda zina bir suç olarak düzenlenmişti. Ancak Anayasa Mahkemesi'nin 1996 ve 1998 tarihli iptal kararları sonrasında ve 5237 sayılı yeni Türk Ceza Kanunu'nun 2005 yılında yürürlüğe girmesiyle birlikte, zina artık ceza hukuku anlamında suç teşkil etmemektedir. Bu nedenle zina eden eşe veya birlikte olduğu üçüncü kişiye karşı cezai yaptırım uygulanması söz konusu değildir.
Bununla birlikte, zina hâlâ medeni hukuk alanında önemli sonuçlar doğurmakta olup boşanma sebebi oluşturmanın yanı sıra tazminat, nafaka ve mal paylaşımı gibi konularda aleyhte sonuçlara yol açmaktadır.
3. Zina Sebebiyle Boşanma Davasının Şartları
Zina sebebiyle boşanma davası açılabilmesi için aşağıdaki üç temel şartın bir arada bulunması gerekmektedir:
a) Geçerli Bir Evliliğin Bulunması
Zina ancak hukuken geçerli bir evlilik birliği içinde söz konusu olabilir. Nişanlılık, imam nikâhı veya birlikte yaşama gibi hâller hukuki anlamda evlilik sayılmadığından, bu ilişkilerde sadakatsizlik zina olarak nitelendirilemez. Akıntürk'ün de belirttiği üzere, eşler arasında bir evlilik ilişkisinin bulunması şarttır; bu ilişkinin geçerli veya batıl (butlanla sakatlanmış) bir evlilik olması fark etmez. Evlilik hukuken sona ermiş ise (kesinleşmiş boşanma kararı) artık zinadan söz edilemez. Öte yandan boşanma davası devam ederken gerçekleşen cinsel ilişki de zina sayılmaktadır; zira evlilik, boşanma kararı kesinleşinceye kadar hukuken devam etmektedir.
b) Karşı Cinsle Cinsel İlişki
Zinanın klasik hukuki tanımı gereği, eşlerden birinin kendi cinsinden farklı cinsten bir kimseyle cinsel ilişkide bulunmuş olması gerekir. Cinsel ilişkinin bir kez dahi gerçekleşmiş olması zina için yeterlidir; tekrarlanması veya süreklilik arz etmesi şart değildir.
Eşcinsel ilişki ve zina: Klasik doktrinde eşcinsel ilişki zina kapsamında değerlendirilmemektedir. Ancak Yargıtay'ın 2017 sonrası kararlarında eşcinsel ilişkilerin de zina kapsamında değerlendirilmeye başlandığı görülmektedir. Yargıtay, eşcinsel ilişkiyi de sadakat yükümlülüğünün ağır ihlali olarak nitelendirmekte ve TMK md. 161 kapsamında boşanma sebebi olarak kabul edebilmektedir. Bununla birlikte bu konuda içtihat birliği henüz tam anlamıyla oluşmamış olup eşcinsel ilişki, TMK md. 163 (haysiyetsiz hayat sürme) veya TMK md. 166 (evlilik birliğinin sarsılması) kapsamında da değerlendirilebilmektedir.
c) Kusurlu Davranış
Zina eden eşin bu fiili iradi olarak gerçekleştirmiş olması gerekir. Zorla cinsel ilişkiye maruz kalan (tecavüz mağduru olan) eşin zinası söz konusu olmaz; çünkü kusur unsuru bulunmamaktadır. Benzer şekilde, bilincini yitirmiş veya akıl hastalığı nedeniyle ayırt etme gücünden yoksun olan eşin fiili de zina olarak nitelendirilemez.
4. Hak Düşürücü Süreler
Zina sebebiyle boşanma davası açma hakkı, TMK md. 161/II hükmüne göre iki ayrı hak düşürücü süreyle sınırlandırılmıştır:
| Süre Türü | Başlangıç | Süre |
|---|---|---|
| Sübjektif süre | Davacı eşin zina eylemini öğrendiği tarih | 6 ay |
| Objektif süre | Zina eyleminin gerçekleştiği tarih | 5 yıl |
Bu süreler hak düşürücü süre niteliğindedir; zamanaşımından farklı olarak hâkim tarafından resen (kendiliğinden) dikkate alınır. Tarafların ileri sürmesine gerek yoktur. Hak düşürücü sürelerin durması veya kesilmesi söz konusu değildir; bu süreler sürekli işler.
Sürekli zina hâlinde (devam eden bir ilişki), hak düşürücü süre son zina eyleminin gerçekleştiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Dolayısıyla eşin uzun süreli bir ilişkisi varsa, ilişki devam ettiği sürece 5 yıllık süre dolmuş sayılmaz.
Hak düşürücü sürenin dolduğunu ispat yükü davalı tarafa aittir. Davalı, davacının zinayı belirli bir tarihte öğrendiğini ve 6 aylık sürenin geçtiğini kanıtlayamazsa, süre itirazı reddedilir.
Önemli: Hak düşürücü sürenin dolması yalnızca TMK md. 161 kapsamında zina sebebiyle boşanma davası açma hakkını düşürür. Bu süre geçtikten sonra bile aynı olgular TMK md. 166 (evlilik birliğinin sarsılması) kapsamında ileri sürülebilir.
5. Affetme ve Dava Hakkının Düşmesi
TMK md. 161/III açık bir hüküm içermektedir: "Affeden tarafın dava hakkı yoktur." Bu hükme göre, zina eylemini öğrenen eşin karşı tarafı affetmesi hâlinde, zina sebebiyle boşanma davası açma hakkı kesin olarak ortadan kalkar.
Affetme açık (sözlü veya yazılı beyan) olabileceği gibi zımni (örtülü) de olabilir. Yargıtay uygulamasında şu davranışlar zımni af olarak değerlendirilmektedir:
- Zinayı öğrendikten sonra eşle birlikte yaşamaya devam etme
- Cinsel ilişkiyi sürdürme
- Birlikte tatile gitme
- Sosyal ortamlarda başarılı bir evlilik görüntüsü sergileme
- Eşi geri eve çağırma veya eve kabul etme
Ancak affetmenin geçerli olabilmesi için, affeden eşin zina eylemini bilerek ve özgür iradesiyle affetmiş olması gerekir. Baskı, tehdit veya aldatma yoluyla sağlanan af geçerli değildir.
Affetme yalnızca zina sebebiyle boşanma davası açma hakkını düşürür. Affeden eş, aynı olayları TMK md. 166 (evlilik birliğinin sarsılması) kapsamında ileri sürerek boşanma davası açabilir; ancak bu durumda zina mutlak boşanma sebebi olarak değil, nisbi boşanma sebebi kapsamında değerlendirilecektir.
Af sonrası yeni zina: Eşin affedilmesinden sonra tekrar zina etmesi hâlinde, yeni eylem için ayrı bir dava hakkı doğar. Ancak Yargıtay, barışma sonrası yeni bir aldatma eyleminin somut delillerle kanıtlanmasını aramaktadır.
6. Zinanın İspatı ve Deliller
Zina davasında ispat yükü, zinayı iddia eden (davacı) eşe aittir. Ancak Yargıtay, zina için tam ispat aramamakta; hâkimde vicdani kanaat oluşturacak güçlü karineler yeterli görülmektedir. Zira zinanın doğası gereği doğrudan tanıkla ispatlanması oldukça güçtür.
a) Zina Sayılan ve Zinaya Karine Teşkil Eden Deliller
Yargıtay kararlarına göre aşağıdaki hâller zinaya karine oluşturmaktadır:
- Eşin karşı cinsten bir kişiyle aynı otel odasında kalması (güçlü karine)
- Eşin başka birinin evinde geceyi geçirmesi
- Cinsel içerikli mesajlaşmalar, fotoğraf veya video kayıtları
- Ortak konutta üçüncü bir kişiyle birlikte yakalanma
- Eşin üçüncü kişiyle olan ilişkisini ikrar (itiraf) etmesi
- Eşin başka birinden çocuk sahibi olması (DNA testi)
- Kadının yalnızken geceleyin bir başka erkeği ortak konuta alması
- Üçüncü kişiyle birlikte seyahate çıkma veya tatile gitme
b) Yetersiz Sayılan Deliller
- Salt şüphe, dedikodu veya varsayım
- Yalnızca sosyal medya arkadaşlığı veya beğenileri
- Komşu veya akraba söylentileri (somut delille desteklenmedikçe)
- Eşin karşı cinsle iş ortamında birlikte çalışması
- Yalnızca telefon görüşmesi veya mesajlaşma (cinsel içerik olmaksızın)
c) Delillerin Hukuka Uygunluğu
Delillerin hukuka uygun şekilde elde edilmesi büyük önem taşır. Yargıtay, eşin aldatma fiilini ispat amacıyla elde ettiği ses, fotoğraf veya görüntü kayıtlarının delil olarak kullanılabilmesini, kaydın aldatma olgusunu ispatlama amacıyla yapılmış olması şartına bağlamaktadır. Özel hayatın gizliliğini ihlal eden yöntemlerle (gizli kamera, telefon dinleme vb.) elde edilen kayıtlar hem ceza hukuku açısından sorumluluk doğurabilir hem de delil değeri tartışmalı hâle gelebilir.
Bununla birlikte, aşağıdaki deliller genellikle hukuka uygun kabul edilmektedir:
- Eşlerin ortak kullandığı bilgisayardaki yazışmalar
- Ortak konut içinde yapılan kayıtlar
- Eşin kendi rızasıyla paylaştığı fotoğraflar
- Açık sosyal medya paylaşımları
- Kamuya açık alanlardaki fotoğraf ve görüntüler
d) HMK md. 184 Kapsamında İkrar ve Boşanma Davası
Boşanma davasında genel hükümlerden farklı olarak, HMK md. 184 uyarınca hâkimin tarafların ikrarıyla (itirafıyla) bağlı olmadığı kabul edilmektedir. Gezder'in de belirttiği üzere, boşanma davalarında tarafların her türlü ikrarları hâkimi bağlamaz. Bu nedenle davalının zinayı kabul etmesi tek başına yeterli olmayıp hâkimin bizzat vicdani kanaat edinmesi gerekmektedir.
7. Görevli ve Yetkili Mahkeme
Zina sebebiyle boşanma davasında görevli mahkeme Aile Mahkemesidir. Aile mahkemesinin bulunmadığı yerlerde Aile Mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir.
Yetkili mahkeme ise TMK md. 168 hükmüne göre belirlenir:
- Eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesi, veya
- Davadan önce son altı ay birlikte oturulan yer mahkemesi
Davacı, bu iki yerden dilediğini seçebilir.
Gizli Duruşma
TMK md. 184/VI uyarınca, boşanma davasında tarafların kişilik haklarının korunması amacıyla mahkeme, duruşmaların gizli yapılmasına karar verebilir. Zina sebebiyle boşanma davalarında özel hayatın korunması açısından gizli duruşma talep edilmesi uygulamada sıklıkla tercih edilmektedir.
8. Dava Süreci ve Aşamaları
Zina sebebiyle boşanma davası, çekişmeli boşanma davası usulüne tâbidir. Süreç genel olarak şu aşamalardan oluşur:
1. Dilekçeler aşaması: Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçelerinin sunulması (yaklaşık 2–4 ay).
2. Ön inceleme duruşması: Tarafların iddia ve savunmalarının belirlenmesi, delillerin sunulması, sulh imkânının araştırılması.
3. Tahkikat aşaması: Tanıkların dinlenmesi, bilirkişi incelemesi, keşif yapılması, delillerin değerlendirilmesi. Bu aşama davanın en uzun süren kısmıdır.
4. Karar aşaması: Hâkimin tarafların iddia ve delillerini değerlendirerek karar vermesi.
5. Kanun yolları: İstinaf (Bölge Adliye Mahkemesi) ve temyiz (Yargıtay) başvurusu.
Zina sebebiyle boşanma davası, çekişmeli yapısı nedeniyle genellikle 1–3 yıl arasında sürmektedir. Ancak delil durumu, tanık sayısı ve mahkemenin iş yüküne göre bu süre değişebilir.
Terditli (Kademeli) Dava Açma
Uygulamada avukatlar, dava dilekçesinde terditli (kademeli) olarak hem TMK md. 161 (zina) hem de TMK md. 166 (evlilik birliğinin sarsılması) sebebini ileri sürmektedir. Böylece zina ispatlanamasa bile ikinci sebep üzerinden boşanma kararı alınabilmektedir. Bu strateji, ispat güçlüğünün yaşanabileceği davalarda davacıyı koruma altına almaktadır.
9. Zina Sebebiyle Boşanmada Kusur Değerlendirmesi
Zina sebebiyle boşanmada zina eden eş kural olarak tam kusurlu kabul edilir. Ancak uygulamada karşılıklı kusur değerlendirmesi yapılabilmektedir:
Karşılıklı zina: Her iki eş de zina etmişse, karşılıklı zina söz konusu olup her iki eşin de dava açma hakkı mevcuttur. Bu durumda her iki eş de eşit kusurlu sayılabilir.
Zina ve şiddet dengesi: Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre, eşlerden biri aldatmış diğeri ise şiddet uygulamışsa, bu durum karşılıklı ve eşit kusur olarak değerlendirilebilmektedir. Eşit kusur durumunda tazminat talepleri reddedilir.
Kusursuz veya az kusurlu eşin hakları: Zina sebebiyle boşanmada aldatılan ve kusursuz olan eş, maddi ve manevi tazminat ile nafaka haklarından tam olarak yararlanabilir.
10. Zina Sebebiyle Boşanmada Tazminat Hakları
a) Maddi Tazminat (TMK md. 174/I)
TMK md. 174/I hükmüne göre, mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu eş, kusurlu eşten uygun bir maddi tazminat isteyebilir. Zina sebebiyle boşanmada, zina eden eş tam kusurlu kabul edildiğinden, diğer eşin maddi tazminat talebi güçlü bir hukuki temele sahiptir.
Maddi tazminatın miktarı hâkimin takdirine bırakılmış olup şu kriterler dikkate alınır: tarafların ekonomik durumu, evlilik süresi, davacının yaşı ve yeniden evlenme ihtimali, boşanma nedeniyle uğranılan somut maddi kayıp.
b) Manevi Tazminat (TMK md. 174/II)
Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Zina, eşin kişilik haklarına yönelik ağır bir saldırı oluşturduğundan, manevi tazminat talepleri uygulamada genellikle kabul görmektedir. Gezder'in belirttiği üzere, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat talep edebilir.
Manevi tazminat miktarı tarafların sosyal ve ekonomik durumuna, olayın ağırlığına ve evlilik süresine göre belirlenir. 2026 yılı Yargıtay uygulamasında aldatma sebebiyle hükmedilen manevi tazminat miktarları geniş bir yelpazede seyretmekte olup kesin bir tarife bulunmamaktadır.
c) Üçüncü Kişiye Karşı Tazminat
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 2018/7 sayılı kararına göre, eşin zina yaptığı üçüncü kişiye karşı TMK md. 174 kapsamında tazminat davası açılamaz. Üçüncü kişinin salt aldatmaya katılmış olması tek başına yeterli görülmemektedir.
Ancak üçüncü kişinin aldatma fiilinin ötesinde ayrı bir kişilik hakkı ihlali gerçekleştirmesi durumunda (örneğin konut dokunulmazlığını ihlal, onur kırıcı davranış, aşağılama vb.), TBK md. 49 (haksız fiil) ve TBK md. 58 (kişilik hakkının korunması) kapsamında manevi tazminat davası açılması mümkündür.
11. Zina Sebebiyle Boşanmada Nafaka
Zina sebebiyle boşanmada özel bir nafaka düzenlemesi bulunmayıp genel nafaka hükümleri uygulanır:
Tedbir nafakası: Dava süresince ekonomik açıdan zayıf durumda olan eşe ve müşterek çocuklara hâkim tarafından tedbir nafakası bağlanabilir. Tedbir nafakasında kusur aranmaz; zina eden eş dahi tedbir nafakası alabilir.
Yoksulluk nafakası (TMK md. 175): Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan eşe, diğer eş tarafından ödenir. Ancak TMK md. 175/II gereği, nafaka talep eden eşin kusurunun daha ağır olmaması gerekir. Zina sebebiyle boşanmada zina eden eş tam kusurlu sayıldığından, zina eden eşin yoksulluk nafakası talebi reddedilir. Gezder'in de belirttiği üzere, yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için nafaka yükümlüsünün kusuru aranmamakta, ancak nafaka talep edenin kusurunun daha ağır olmaması gerekmektedir.
İştirak nafakası: Müşterek çocukların bakım ve eğitim giderleri için hükmedilen iştirak nafakası, velayet kendisine verilmeyen eş tarafından ödenir. İştirak nafakasında eşlerin kusur durumu dikkate alınmaz.
12. Zina Sebebiyle Boşanmada Mal Paylaşımı
Zina sebebiyle boşanmanın mal paylaşımına önemli bir etkisi bulunmaktadır. TMK md. 236/II hükmüne göre, boşanmanın zina veya hayata kast nedeniyle gerçekleşmesi hâlinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranını hakkaniyete uygun olarak azaltabilir veya bu payın tamamen kaldırılmasına karar verebilir.
Bu düzenleme, zina eden eşin edinilmiş mallara katılma rejimi kapsamındaki artık değer alacağının azaltılması veya ortadan kaldırılması anlamına gelir ve aldatılan eş lehine önemli bir koruma sağlar. Gezder'in belirttiği üzere, bu hüküm sadece zina ve hayata kast nedenlerine dayanan boşanmalarda uygulanabilir; diğer boşanma sebeplerinde artık değerdeki pay oranının azaltılması söz konusu değildir.
Önemli: Artık değerdeki pay oranının azaltılması veya kaldırılması yalnızca edinilmiş mallara katılma rejimi kapsamında geçerlidir. Eşlerin mal ayrılığı rejimini seçmiş olması hâlinde bu hüküm uygulanmaz.
13. Zina Sebebiyle Boşanmada Velayet
Zina sebebiyle boşanmada velayet kararı, çocuğun üstün yararı ilkesine göre verilir. Zina eden eşin bu fiili, tek başına velayetin karşı tarafa verilmesi için yeterli bir gerekçe oluşturmaz. TMK md. 182 uyarınca mahkeme, velayet kararını verirken çocuğun yaşını, eğitim durumunu, sağlık ihtiyaçlarını ve anne-baba ile olan ilişkisini değerlendirir.
Ancak uygulamada zina eden eşin yaşam tarzının çocuğun gelişimini olumsuz etkileyeceğinin somut delillerle ortaya konması hâlinde, velayetin diğer eşe verilmesi yönünde karar verilebilmektedir. Velayet kendisine verilmeyen eş, çocukla kişisel ilişki kurma hakkına sahiptir.
14. Zina ile Evlilik Birliğinin Sarsılması Arasındaki Fark
Uygulamada zina sebebiyle boşanma davası ile TMK md. 166 kapsamında evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle boşanma davası sıklıkla birlikte veya terditli olarak açılmaktadır. İki dava sebebi arasındaki temel farklar şunlardır:
| Kriter | Zina (TMK md. 161) | Evlilik Birliğinin Sarsılması (TMK md. 166) |
|---|---|---|
| Nitelik | Özel ve mutlak sebep | Genel ve nisbi sebep |
| Hâkim takdiri | Zina ispatlanınca boşanmaya karar vermek zorundadır | Hâkim ortak hayatın sürdürülüp sürdürülemeyeceğini takdir eder |
| Hak düşürücü süre | 6 ay / 5 yıl | Süre sınırı yoktur |
| İspat güçlüğü | Cinsel ilişki ispatlanmalı (veya güçlü karineler) | Evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı ispatlanmalı |
| Af etkisi | Affeden dava açamaz | Af, dava açma hakkını mutlaka düşürmez |
| Kusur | Zina eden eş tam kusurlu | Kusur oranı hâkim tarafından takdir edilir |
15. Dava Masrafları ve Avukatlık Ücreti (2026)
Zina sebebiyle boşanma davası açarken 2026 yılı itibarıyla yaklaşık olarak aşağıdaki masraflar söz konusudur:
| Masraf Kalemi | Yaklaşık Tutar (2026) |
|---|---|
| Başvurma harcı | 732 TL |
| Peşin harç (maktu karar harcı) | 732 TL |
| Gider avansı ve tebligat | ~2.500–2.630 TL |
| Toplam dava açma masrafı | ~4.000–4.500 TL |
| AAÜT asgari avukatlık ücreti | 45.000 TL + KDV |
Avukatlık ücreti, TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) gereği 2025–2026 döneminde aile mahkemelerinde en az 45.000 TL + KDV olarak belirlenmiştir. 2025–2026 AAÜT'de maktu ücretlere ortalama %36,15 oranında artış uygulanmıştır. Ancak büyükşehirlerde ve deneyimli avukatlarda bu ücret önemli ölçüde artabilir. Çekişmeli boşanma davalarında Ankara Barosu tavsiye ücret tarifesine göre ortalama avukatlık ücreti 127.250 TL civarındadır.
Tazminat talebi içeren davalarda nispi harç oranı binde 68,31'dir ve talep edilen tazminat miktarı üzerinden hesaplanır.
16. Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
1. Zina bir kez gerçekleşse bile boşanma sebebi olur mu?
Evet. Zinanın bir kez dahi gerçekleşmiş olması boşanma davası açmak için yeterlidir. Tekrarlanması veya sürekli olması şart değildir.
2. Eşimi aldatırken yakaladım ama affettim, sonra tekrar dava açabilir miyim?
Affettiğiniz zina eylemi için TMK md. 161 kapsamında dava açamazsınız. Ancak aynı olayları TMK md. 166 (evlilik birliğinin sarsılması) kapsamında ileri sürebilirsiniz. Eşiniz affın ardından tekrar zina ederse, yeni eylem için ayrı bir dava açma hakkınız doğar.
3. Aldatmayı nasıl ispatlayabilirim?
Yargıtay tam ispat aramamakta, güçlü karineleri yeterli görmektedir. Otel kayıtları, cinsel içerikli mesajlaşmalar, tanık beyanları, eşin ikrarı, fotoğraf veya video kayıtları delil olarak kullanılabilir. Önemli olan delillerin hukuka uygun şekilde elde edilmesidir.
4. Aldatma sebebiyle ne kadar tazminat alabilirim?
Kanunda sabit bir tazminat tutarı belirlenmemiştir. Maddi ve manevi tazminat miktarı; tarafların ekonomik durumu, evlilik süresi, olayın ağırlığı ve aldatmanın yarattığı tahribat gibi kriterler gözetilerek hâkimin takdiriyle belirlenir.
5. Eşimin aldattığı kişiye dava açabilir miyim?
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı (2018/7) gereği TMK md. 174 kapsamında üçüncü kişiye tazminat davası açılamaz. Ancak üçüncü kişinin ayrı bir kişilik hakkı ihlali gerçekleştirmesi durumunda TBK md. 58 uyarınca manevi tazminat davası açılabilir.
6. Zina sebebiyle boşanma davası ne kadar sürer?
Çekişmeli boşanma davası niteliğinde olduğundan ortalama 1–3 yıl sürmektedir. Delil durumu, tanık sayısı, istinaf ve temyiz başvuruları süreyi uzatabilir.
7. Sosyal medya mesajları zina delili olarak kabul edilir mi?
Cinsel birleşmenin gerçekleştiğine güçlü şekilde işaret eden mesajlaşma içerikleri delil olarak kabul edilir. Ancak yalnızca arkadaşlık düzeyindeki mesajlar zina ispatı için yeterli görülmez.
8. Eşcinsel ilişki zina sayılır mı?
Klasik doktrinde eşcinsel ilişki zina kapsamında değerlendirilmemektedir. Ancak Yargıtay'ın son dönem kararlarında eşcinsel ilişkilerin de sadakat yükümlülüğünün ihlali olarak değerlendirildiği görülmektedir. Bu tür ilişkiler TMK md. 163 (haysiyetsiz hayat sürme) veya TMK md. 166 (evlilik birliğinin sarsılması) kapsamında da boşanma sebebi oluşturabilir.
9. Zina eden eş velayet alabilir mi?
Evet, zina tek başına velayetin karşı tarafa verilmesi için yeterli bir sebep oluşturmaz. Velayet kararı çocuğun üstün yararına göre verilir. Ancak zina eden eşin yaşam tarzının çocuğun gelişimini olumsuz etkilediği ispatlanırsa, velayetin diğer eşe verilmesi mümkündür.
10. Boşanma davası devam ederken eşim birini görmeye başladı, bu zina sayılır mı?
Evet. Boşanma kararı kesinleşinceye kadar evlilik hukuken devam ettiğinden, dava sürecinde gerçekleşen cinsel ilişki de zina teşkil eder ve ayrı bir dava sebebi oluşturabilir.
11. Zina sebebiyle boşanmada mal paylaşımı nasıl etkilenir?
TMK md. 236/II uyarınca, hâkim zina eden eşin artık değerdeki pay oranını hakkaniyete uygun olarak azaltabilir veya tamamen kaldırabilir. Bu düzenleme yalnızca edinilmiş mallara katılma rejiminde geçerlidir.
17. Sonuç
Zina sebebiyle boşanma davası, Türk Medeni Kanunu'nun 161. maddesinde düzenlenen özel ve mutlak bir boşanma sebebidir. Bu davanın başarıyla sonuçlanması için geçerli bir evliliğin bulunması, karşı cinsle cinsel ilişkinin ispatlanması ve hak düşürücü sürelerin (6 ay / 5 yıl) kaçırılmamış olması gerekmektedir. Affetme hâlinde dava hakkının düşeceği unutulmamalıdır.
Zina ispatında Yargıtay, tam ispat yerine güçlü karineleri yeterli görmektedir. Otel kayıtları, mesajlaşmalar ve tanık beyanları en sık başvurulan delil türleridir. Delillerin hukuka uygun şekilde elde edilmesi, davanın seyrini doğrudan etkiler.
Zina sebebiyle boşanmada aldatılan eş, maddi ve manevi tazminat talep edebilir; zina eden eşin yoksulluk nafakası talebi reddedilir ve artık değerdeki pay oranı azaltılabilir veya kaldırılabilir. Velayet kararı ise çocuğun üstün yararı ilkesine göre verilir ve zina tek başına velayetin kaybedilmesi için yeterli görülmez. Bu hukuki sürecin karmaşık yapısı göz önüne alındığında, aile hukuku alanında uzman bir boşanma avukatı ile çalışılması önerilmektedir.
Kaynaklar
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, md. 161, 163, 166, 168, 174, 175, 182, 184, 185, 236
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, md. 49, 58
- Akıntürk, T. — Aile Hukuku, Sayfa 113, 244–247, 298–300
- Akıntürk, T. — Medeni Hukuk, Sayfa 313, 320
- Gezder — Türk Medeni Hukuku: Başlangıç-Kişiler-Aile Hukuku, Sayfa 105–123, 232–233, 248
- Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 2018/7 Kararı
Anahtar Kelimeler: zina sebebiyle boşanma, aldatma boşanma davası, TMK 161, zina nedir, zina ispat, aldatma tazminat, boşanma davası 2026, zina hak düşürücü süre, aldatma delilleri, zina affetme, boşanma nafaka, zina mal paylaşımı, aldatma nedeniyle boşanma şartları, zina sebebiyle boşanma avukat ücreti, eşcinsel ilişki zina, zina velayet, zina ceza hukuku
İlgili Makaleler:

Yorumlar
Bu makaleyi daha iyi hale getirin — üye olmadan yorum bırakabilirsiniz.